Lise Taban Puanları
Anadolu Liseleri
Anadolu Öğretmen Liseleri
Fen Liseleri
Sosyal Bilimler Liseleri
Özel Yabancı Okullar
   Askeri Liseler Sınavları
Askeri Liseler Sınavları
Harp Okulu Sınavları
Astsubay Meslek Okulları
   Polis Sınavları
Polis Kolejleri
Polis Meslek Yüksek Okulu
Polis Akademileri
   YGS Rehberlik
YGS Rehberlik
YGS Puan Türleri
YGS Tercih Rehberi
YGS Puan Hesaplama
YGS Taban Puanlar
   LYS Rehberlik
LYS Rehberlik
LYS Puan Türleri
LYS Tercih Rehberi
LYS Puan Hesaplama
LYS Taban Puanlar
Üniversitelerimiz
Yurt Olanakları
Burs Olanakları
Öğrenci Kredileri
   YDS Rehberlik
YDS Nedir ?
YDS Soru Dağılımı
YDS Puanlaması
YDS Soruları
YDS Sınav Analizi
YDS Taban Puanları

   

   KPSS Rehberlik
KPSS Nedir ?
KPSS Testlerinin Kapsamı
KPSS Öğretmen Atamaları
KPSS Başvuruları
KPSS Rehberlik Soruları
KPSS Soruları
KPSS Puan Hesaplama

   Açıköğretim Programları
Açıköğretim ve Programları
Okul Öncesi Öğretmenliği
İngilizce Öğretmenliği
Bilgi Yönetimi Programı
Lisans Programları
Önlisans Programları

 

Davranış Bozukluğu
Davranış bozukluğunun temel özellikleri başkalarının temel haklarına saldırıldığı ya da içinde olunan içinde olunan yaşa uygun olarak başlıca toplumsal değerlerin ya da kuralların hiçe sayıldığı, tekrarlayıcı bir biçimde ve sürekli olarak görülen bir bozukluktur.

BELİRTİLERİ :

1- Çoğu zaman başkalarına gözdağı vermek, korkutmak ve üstünlük taslamak, kabadayılık.
2- Çoğu kez kavga ve dövüş başlatmak.
3- Sopa, taş, kırık şişe, şiş, bıçak, tabanca gibi başkalarına ciddi bir biçimde fiziksel olarak zarar vermek, yaralamak.
4- İnsanlara fiziksel olarak acımasız davranmak.
5- Hayvanlara fiziksel olarak acımasız davranmak.
6- Diğer insanlara saldırarak soyma, hırsızlık, silahlı soygun yapma.
7- Cinsel olarak diğer insanları taciz etme, zorlama.
8- Yangın çıkarma.
9- Başkalarının eşyalarına zarar verme, kırma, dökme.
10-Başka insanların evine arabasına zorla girme.
11-Bir çıkar sağlamak ve sorumluluktan kaçmak için çoğu zaman yalan söyleme.
12-Başka insanların değerli eşyalarını çalma.
13-Mağazalardan kimse görmeden mal çalma, sahtekarlık.
14-Onüç yaş öncesinden başlayarak ailenin yasaklarına karşı çoğu zaman geceyi dışarda geçirme.
15-Onüç yaşından önce başlayarak çoğu zaman okuldan kaçma, kuralları ciddi biçimde bozma.
16-Onsekiz yaşından sonra antisosyal davranışlar gösterme.

Yukarıdaki tanı ölçütünün, son 6 ay veya 1 yıldır, en az üç tanesi olması halinde davranış bozukluğu teşhisi konulur.


EŞLİK EDEN ÖZELLİKLER VE BOZUKLUKLAR

Davranış bozukluğu olan kişiler, diğer insanların duygularını, arzu, istek ve beklentilerini umursamazlar ve empati yapamazlar. Saldırgan bireyler, belirsiz ortamlarda diğerlerinin niyetlerini düşmanca ve tehdit edici olarak algılarlar. Saldırgan tepkiler verip, bu tepkilerinde de haklı ve mantıklı olduklarına inanırlar. Bu bireyler katı, arsız olup, duruma uygun suçluluk ve pişmanlık duyguları da göstermezler. Çoğu kez arkadaşlarını ele verip, kendi suçları nedeniyle başkalarını suçlarlar. Güçlü görünmeye çalışırlar ama kendilerine güvenleri genelde düşüktür. Öfke atakları, irrite - gergin hal, engellenmeye karşı tolerans düşüklüğü ve sık sık kaza yaptıkları görülebilir. Okul başarıları yaşa ve zekaya göre beklenen düzeyin altındadır (okuma ve sözel becerilerde sıklıkla). İntihar düşünceleri ve intihar girişimleri, rastgele cinsel ilişkilerle hastalık taşıma ve okuldan atılmalar görülür.

Anne ve babanın reddi ve ihmali, huysuz bebeklik dönemi bakımında ve eğitiminde tutarsızlıklar ve baskı, fiziksel ve cinsel sömürü - dayak - denetim eksikliği, çocuğun sınırlarının çizilmemesi, bakım veren kişilerin sık sık değişmesi, ailedeki büyüklerin sayısının fazla olması, suçlu çocuk gruplarıyla arkadaşlık etme de, aileden kaynaklanan bozukluklardır.

Davranış bozukluğu son 10 - 20 yılda artmıştır ve kentlerde daha sık görülmektedir. Erkek çocuklarda görülme sıklığı biraz daha fazladır. (18 yaşın altındaki erkeklerde % 6 - 16, kızlarda ise % 2 - 9 arasında değişir)

Bebekler uyum bozukluğu
Süt çocukluğu dönemi denilen 0-1 yaş grubu bebeklerde yaşanan uyum bozukluğunun birinci belirtisi kusma şeklinde görülüyor. Bebek hiç bir neden yokken sürekli kusabiliyor. Bu durum anne ile çocuk arasındaki ilşkinin bozulduğuna, annenin sürekli gergin, huzursuz olması ve çocuğa sevgiyle yaklaşmamasına bağlıdır. Bebek günde 5-6 defa kusabilir. Beslenme düzeni ve gelişimi bozulabilir. Kusma şikayeti başladığında doktora götürülüp herhangi bir şey bulunmadığında profesyonel yardım almak tedaviyi kolaylaştır.Uyum bozukluğunda ikinci sebep "kolik"adı verilen sancılanmadır. Bebek kesintisiz sancı çektiği için sürekli ağlar. Ağladıkça bebeğin annesi bebeğin aç olduğunu düşünerek sürekli besler. Bu sindirim sistemi gelişmemiş bebekte hazımsızlık yaparak ağrıyı arttırır. Beşinci ayın sonunda bebek bu uyaranlarla başa çıkmaya başlar ve kolik sona erer.Üçüncü sebeb ek zamadır. Bebeklerde 5-6'ncı aylarda görülebilir. Ortada bir neden yokken ensede, koltuk altında, kasıklarda sürekli ekzama oluşur. Bu durum sürekli gergin ve huzursuz ailelerin bebeklerinde görülür.


Tırnak yeme
Tırnak yeme genellikle 5-6 yaşından önce görülmez. Çünkü çocuklar bu yaştan önce hem yeterli dişe sahip değildir hemde ağızsal yetenekleri gelişmemiştir. Çocukta ruhsal sıkıntılar ve gerinlikler dışa vurulmadığında tırnak yeme görülür. Çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramayan anne ve babaların çocuklarında ortaya çıkan bu davranış bozukluğu önlenmezse ergenlik dönemine kadar sürer. Tırnak yeme genel olarak güven duygusunun eksikliğinden kaynaklanır. Taklit yoluyla da edinilebilen bir davranıştır. Ailede veya sık bulunduğu bir ortamda herhangi bir bireyin tırnak yeme davranışı göstermesi doğal olarak çocuğun ilgisini çekecektir.
Önceleri görmezlikten gelmeli. Devam ederse uyumsuzluk ve güvensizlik nedenleri araştırılarak, tespit edilmeli ve çözüm getirilmelidir.

Saldırganlık - Oyunbozanlık- İnatçılık
Çocuğun davranışlarını gereksiz yere engellemek, çocuğun davranış ve isteklerini eleştirmek, onunla alay etmek, sık sık cezalandırmak çocukta saldırganlığa yol açabilir. Engellenen, eleştirilen, alay edilen ve cezalandırılan çocuk tepkisini hem kendisine hem de çevresine karşı saldırgan tutumuyla verir. Öfke nöbetleri, kendine vurma, saçını çekme, kendini ısırma şeklinde görülür. Çevresine karşı ise, elindekini atma, yanındakini ısırma, diğer çocukları dövme, oyuncakları kırma şeklinde tepkiler gösterir. Eğer bir çocuk oyunun kurallarına uymuyor, kendisine verilen görevi yerine getirmiyor, yenilgiyi kabul etmiyor, saldırgan ve inatçı bir kişilik sergiliyor ise, ailenin verdiği eğitimde yanlışlar var demektir. Her istediği yerine getirilen, şımartılmış, 'dediğim dedik' çocuklar grup oyunlarına uyum sağlamakta zorluk çekerler.

Yalan Söyleme
Üç yaşında bir çocuk neyin doğru neyin yalan olduğunu ayırt edemez. Hayal dünyasında yarattığı olayları gerçekmiş gibi anlatır. Bunlar yalan değildir. Çocuk toplumsallaşmaya başladığı 6-7 yaşlarında yalan söylemeye başlar. Çocuklar genellikle, üstünlük sağlamak, cezadan kurtulmak yada ilgi çekmek için yalan söyler. Yalan daha çok ruhsal doyumsuzluğu olan çocuklarda görülür.

Çalma
İki yaşında bir çocuk için herşey kendisine aittir. Üç yaş civarı bir çocuk bazı şeylerin kendisine ait olduğunu bilir ama içinden gelen alma dürtüsüne engel olamaz. Çocukların 6-7 yaşına kadar kendisine ait olmayan bir eşyayı almasına çalma denilmez. Çalma 8-9 yaşından sonra davranış bozukluğu olarak oluşur. Bu, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları tam olarak karşılanmayan çocuklarda ortaya çıkan bir durumdur.
Eğer uyarılarınıza ve telkinlerinize rağmen başkalarına ait şeyleri habersiz almaya ve odasına saklamaya devam ederse çocukta bir güven eksikliği ve aşşağılık duygusu var demektir.

Saç Kopartma - Yolma
Saç kopartma ve seyrek olarak kaş yolma davranışı 1-2 yaş kız çocuklarında daha çok görünür. Bu hareket çocuğun stresini yenmek için yaptığı bir harekettir. Bu davranışın en büyük nedeni anneyle çocuk arasında duygusal bağın kurulmamış olmasıdır. Duygularını ifade etmede güçlük çeken, yasak ve baskı altında büyüyen kız çocuklarında saç koparma davranışına daha sık rastlanmaktadır.

Parmak Emme
Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir psiko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur. Bir yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler. 9 aydan itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişki olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar dirençle karşılanır. Genellikle 18. Ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği taktirde parmak emmenin zararının olmadığını, ancak süre gelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır.

Pika
İlgi ve sevgi eksikliği içinde olan çocuklar, evde veya bahçede elerine geçirdikleri toprak, kum, kireç, hatta dışkı gibi zararlı şeyleri ağızlarına götürüp yiyebilirler. 'Pika' denilen bu davranış bozukluğu, daha çok anne sütü ile beslenmeyen, sevgiden, ilgiden ve şevkatten yoksun çocuklarda, güven duygusu gelişmemiş terkedilmiş çocuklarda görülmektedir.

Enürezis- Enkopresiz
Normal olarak çocuklar 2 yaşını tamamladıklarında küçük ve büyük abdestlerini bilinçli olarak tutabilmektedirler. Dört yaşından sonra devam eden altını ıslatmalar ve kirletmeler normal değildir. Eğer çocuk küçük abdesttini tutmayı hiç öğrenememiş ise, zeka geriliği veya organik bir rahatsızlığından dolayı kaslarıı kontrol edemiyor olabilir. Sonradan altını kirletmeye başlamanın sonucu çoğu zaman pisikolojiktir. Kardeş kıskançlığı, aileden birini kaybetme , boşanma gibi olaylar tetikleyici sebebler sayılabilir.

Uyku Bozukluğu
Bebeklerin uyku ve uyanıklık saatlerini ayarlamada ve bir düzene sokmada ilk aylarda zorluklar olabilir. Zamanla anne ve bebek ilişkisi düzene oturunca, uyku saatleri de bir düzene girecektir. İleriki aylarda diş çıkartma, yeterince beslenememe, karın ağrısı ve kulak iltihabı, ilgi eksikliği, fazla ses ve ışık gibi sebeplerle uykuda düzensizlikler ortaya çıkabilir. Annenin uyku titizliği, yeterince uyumadığı endişesi, uyutmak için gösterdiği çaba bebekte duygusal bir gerginliğe yol açar ve uykuya girmeyi zorlaştırır.

İçe Kapanıklık
Duyguları ve haklı tepkileri ceza ile bastırılan, yanlışları kınama suçama ile karşılanan çocuklar zamanla kendilerine olan güvenlerini kaybeder, yanlış yapmamak için susmayı ve içlerine kapanmayı tercih ederler. Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık sık çocuğa söz hakkı tanımaları, hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları, ona sık sık ne hissettiğini ve düşündüğünü sormaları, çocuğun kendisine değer vermeleri, konuştuğu zaman dinlemeleri, sık sık sosyal ortamlarla irtibatını sağlamaları, onu olduğu gibi kabul ederek sevgilerini sık sık belli etmeleri, çocuğun her şeyine müdahale etmeden ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını sağlamaları önerilir.

Neler yapabiliriz?
Hiç bir işimiz çocuk eğitiminden ve sorumluluğundan daha önemli değildir. Çocuklarımıza zaman ayıralım. Hergün birlikte olduğumuz, oyun oynadığımız, gezmeye çıktığımız veya sohbet ettiğimiz ortak bir zamanımız olsun. Zamanın uzunluğu değil kalitesi önemlidir. Çoğu anne babalar ise çocuklarına zaman ayıramadıkları ve kendi hallerine bıraktıkları için onları yeterince tanımıyorlar. Tanımadıkları içinde ortaya çıkan problemleri çözmede yetersiz kalıyorlar.
Uyum ve davranış bozuklukları ruh sağlığının tehlikede olduğunu gösteren işaretlerdir. İlk işareti alan anne ve babalar, başka işaretleri beklemeden nerede yanlış yaptığını, bulmaya çalışmalı, gerekirse bir uzmandan psikolojik yardım alarak hatasını tamir etme yoluna gitmelidir.